Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi ziyaret eden Kazakistan Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev'i Ankara'da ağırladı. Beştepe'de basına kapalı gerçekleşen görüşmede, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu. Bu önemli görüşme, iki ülke arasındaki mevcut güçlü diplomatik ve stratejik ilişkilerin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Türkiye-Kazakistan İlişkilerinin Derin Kökleri
Türkiye ve Kazakistan arasındaki bağlar, yalnızca siyasi ve ekonomik değil, aynı zamanda derin tarihi ve kültürel köklere dayanıyor. İki halkın ortak geçmişi ve kardeşlik bağları, ilişkilerin özel bir önem taşımasını sağlıyor. Türkiye, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Kazakistan'ı ilk tanıyan ve destekleyen ülkelerden biri oldu. Bu destek, 2 Mart 1992'de iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin resmi olarak kurulmasıyla taçlandı. Kazakistan'ın Ankara Büyükelçiliği'nin aynı yıl faaliyete geçmesi, bu yakınlaşmanın somut bir adımıydı.
Diplomatik Temsil Ağı Genişliyor
Bugün itibarıyla iki ülke arasındaki diplomatik temsil ağı oldukça gelişmiş durumda. Türkiye'nin Kazakistan'ın başkenti Astana'da bir büyükelçiliği bulunurken, Almatı, Aktau ve Türkistan şehirlerinde başkonsoloslukları, Çimkent'te ise fahri konsolosluğu faaliyet gösteriyor. Karşılığında, Kazakistan'ın Türkiye'deki diplomatik varlığı da Ankara'daki büyükelçiliğinin yanı sıra İstanbul, Antalya ve İzmir'deki başkonsoloslukları ve çeşitli şehirlerdeki fahri konsoloslukları ile geniş bir coğrafyayı kapsıyor.
Stratejik Ortaklıktan Genişletilmiş Stratejik Ortaklığa
İki ülke arasındaki ilişkiler, zamanla stratejik bir boyut kazandı. 2009 yılında imzalanan "Stratejik Ortaklık Anlaşması" ile bu ilişki resmiyet kazandı. Bu ortaklık, 2022 yılında daha da ileriye taşınarak "Genişletilmiş Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseltildi. Bu gelişme, iki ülkenin uluslararası platformlarda ve bölgesel konularda daha yakın işbirliği yapma iradesini ortaya koyuyor.
Türk Dünyasının Entegrasyonunda Aktif Rol
Türkiye ve Kazakistan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) kurucu üyeleri olarak, Türk dünyasının entegrasyonunda önemli bir rol üstleniyor. TÜRKPA, Türk Akademisi, TÜRKSOY ve Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi kurumlar aracılığıyla yürütülen işbirlikleri, kültürel ve bilimsel alanlarda da yakınlaşmayı teşvik ediyor. Bu işbirliği, aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası örgütler bünyesindeki çok taraflı işbirliklerine de yansıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Ticaret Hacmi Büyüyor
Küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen, Türkiye ve Kazakistan arasındaki karşılıklı ticaret hacmi istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor. 2024 yılında ticaret hacmi 5 milyar dolara ulaşırken, yılın ilk beş ayında bu rakam 1,9 milyar doları aştı. Türkiye, Kazakistan'ın en önemli yatırımcı ortaklarından biri konumunda bulunuyor. 2005-2024 yılları arasında Türkiye'nin Kazakistan ekonomisine yaptığı yatırım miktarı 5,2 milyar doları buldu. Ülkede faaliyet gösteren 3 bin 538 Türk sermayeli şirket ve hayata geçirilen 78 ortak proje, bu ekonomik işbirliğinin gücünü gözler önüne seriyor.
Turizm ve Eğitimde Vizesiz Dönem Başlıyor
İki ülke arasındaki ilişkilerde eğitim ve turizm alanlarındaki işbirliği de dikkat çekiyor. Temmuz 2025 itibarıyla Türkiye'de 12 binden fazla Kazakistanlı genç yüksek öğrenim görüyor. Bu yıl 300 Kazak öğrenci daha "Türkiye Bursları"ndan faydalanmaya hak kazandı. Türkiye, Kazakistan vatandaşları için popüler bir tatil destinasyonu olmaya devam ediyor. Geçen yıl Türkiye'yi ziyaret eden Kazak turist sayısı 863 bine ulaştı. Bu olumlu gelişmeleri desteklemek amacıyla Kazakistan hükümeti, Türk vatandaşlarının ülkede kalış süresini 30 günden 90 güne çıkardı. Bu adım, turizm ve yatırım alanlarında yeni fırsatlar yaratması bekleniyor.
Bu görüşme, Türkiye ve Kazakistan arasındaki stratejik ortaklığın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha teyit etti. İki ülke arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel bağların daha da derinleşmesi, bölgesel istikrar ve refah için önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle turizm ve eğitim alanındaki yeni düzenlemeler, halklar arasındaki etkileşimi artırarak bu güçlü ilişkilere yeni bir boyut katacak.