Fon yöneticileri, öngörülemeyen ABD politikalarının yarattığı belirsizlik nedeniyle dolara karşı son on yıldan fazla süredir görülen en karamsar duruşu sergiliyor. Dolar, euro ve sterlin gibi önemli para birimleri karşısında bu yıl %1,3 değer kaybetti. Bu düşüş, 2025 için beklenen %9'luk gerilemenin de üzerine eklenerek, doları dört yılın en düşük seviyelerine yaklaştırdı. Bank of America'nın son anketine göre, fon yöneticilerinin dolara olan ilgisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın geniş çaplı gümrük vergileriyle küresel piyasaları tedirgin ettiği geçen Nisan ayındaki seviyenin de altına indi.
14 Yılın En Olumsuz Görünümü
Yapılan araştırmalar, fon yöneticilerinin dolara yönelik pozisyonlarının, elde edilebilen en eski verilerin bulunduğu 2012 yılından bu yana en olumsuz seviyede olduğunu gösteriyor. Bu durum, Trump yönetiminin izlediği agresif jeopolitik adımlar ve ABD Merkez Bankası (Fed) gibi kurumlara yönelik baskının, ülkenin küresel sermaye için bir güvenli liman olma özelliğine dair endişeleri artırdığı bir döneme denk geliyor. CME Group'un opsiyon verileri, bu yılın başından bu yana döviz kurlarına karşı yapılan spekülasyonların, dolara yönelik olumlu beklentileri geride bıraktığını ortaya koyuyor. Büyük varlık yöneticileri, doların değer kaybetmesinin, emeklilik fonları gibi büyük yatırımcıların ya daha fazla zayıflamaya karşı korunma taleplerini artırdığını ya da dolar varlıklarındaki pozisyonlarını azaltma eğiliminde olduklarını belirtiyor.
Doların Euro Karşısındaki Zayıflığı Dikkat Çekiyor
Doların euro karşısında daha fazla değer kaybedeceğine dair bahisler, yani risk tersine çevirmeleri olarak adlandırılan eğilimler, son on yılda yalnızca COVID-19 pandemisi sırasında ve Trump'ın geçen Nisan ayındaki gümrük vergisi açıklamalarından sonra görülen seviyelere ulaştı. Bu durum, yatırımcıların küresel ekonomik dengelerdeki değişimlere karşı hassasiyetini gözler önüne seriyor.
Dolar Neden Güç Kaybediyor?
Varlık yönetimi devi Vanguard'ın küresel faiz oranları başkanı Roger Hallam, geçtiğimiz yıl yaşanan dalgalanmaların, yatırımcıların ABD varlıkları üzerindeki tarihsel olarak düşük riskten korunma oranlarını sorgulamalarına neden olduğunu belirtti. Hallam, ABD'nin varlık tahsisatlarının ve riskten korunma pozisyonlarının bu şekilde yeniden değerlendirilmesinin, doların son dönemdeki düşüşünün temel etkenlerinden biri olduğunu vurguladı. JPMorgan Asset Management'ın küresel sabit gelir, döviz ve emtia yatırımlarından sorumlu uluslararası baş yatırım sorumlusu Iain Stealey de, "Doların buradan itibaren zayıflayabileceği bir ortam görüyoruz" diyerek, JPMorgan'ın son haftalarda dolara karşı bir pozisyon aldığını ekledi.
Faiz Yüksek Olsa da İndirim Beklentileri Var
ABD faiz oranları, Euro Bölgesi ve Japonya gibi diğer büyük ekonomilere kıyasla daha yüksek seyretmeye devam etse de, yatırımcılar Fed'in bu yıl iki kez faiz indirimi yapması beklentisiyle bu farkın daralacağını öngörüyor. Stealey, yakın zamana kadar diğer para birimlerine göre daha yüksek faiz getirisi sağladığı için doları destekleyen carry trade'e atıfta bulunarak, "Dolar artık o kadar aşırı değerlenmiş değil, ancak Fed'in faiz indirimlerine devam ettiği bir ortam görüyoruz ve carry trade avantajı zamanla aşınıyor" dedi.
Warsh'ın Adaylığı Endişeleri Azalttı mı?
Merkez bankası bağımsızlığına ilişkin endişeleri giderebilecek ortodoks bir aday olarak görülen Kevin Warsh'ın Fed başkanlığına aday gösterilmesi, başlangıçta Trump'a sadık birinin faiz oranlarını pervasızca düşürebileceğinden endişe duyan birçok yatırımcıyı rahatlatmıştı. Ancak ABD Başkanı, Warsh'a şimdiden baskı uygulayarak, faiz oranlarını artırmaktan yana olsaydı bu görevi alamayacağını ima etti. BofA analistleri, Warsh'ın adaylığının dolara olan talebi artırmadığını veya ABD varlıklarına ilişkin iyimserliği yenilemediğini belirtti.
Trump'ın Tehditleri Sona Ermiyor
Ocak ayında yaşanan Grönland krizi sırasında, Trump'ın NATO müttefiklerine karşı hem askeri müdahale hem de ek gümrük vergileri tehdidinde bulunması, bazı küresel yatırımcıların ABD varlıklarından çekilebileceği beklentilerini artırmıştı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent daha sonra Avrupalıların ABD varlıklarını satacağı fikrine karşı çıksa da, bazı yöneticiler zaten sermaye çıkışlarının yaşandığını belirtti. Schroders'ta çoklu varlık fon yöneticisi Caroline Houdril, yabancı ABD doları sahiplerinin sermayelerini kendi para birimlerine geri çekmesiyle birlikte, geri dönüş akışlarında artış görüldüğünü ifade etti. Washington'ın geçen yıl Arjantin pesosunu dolara karşı destekleme hamlesi ve geçen ay bankaların yen-dolar kurlarına uyguladığı sözde "kur kontrolü", ABD'nin doları zayıflatmaya yönelik olası bir planı olduğuna dair endişeleri artırdı. Trump'ın Ocak ayında para birimindeki düşüşün "harika" olduğuna dair yorumu belirsizliği daha da artırdı. Bu açıklamalar üzerine Bessent, yönetimin Washington'ın geleneksel "güçlü dolar politikasını" sürdürdüğünü ve döviz piyasasına herhangi bir müdahale planlamadığını belirtti. Aberdeen Group'un yatırımlardan sorumlu CEO'su Xavier Meyer, yönetim içinde ve çevresinde, daha zayıf bir doların ABD ihracatı ve daha geniş kapsamlı yeniden sanayileşme çabası için faydalı olacağını düşünen birçok kişi olduğunu söyledi. Bu durumun, piyasaların olası bir ABD-Japonya döviz müdahalesi ihtimalini bu kadar ciddiye almasında etkili bir faktör olduğunu da ekledi. Küresel ekonomik istikrarın sağlanması açısından, döviz kurları ve uluslararası ticaret politikalarının yakından takibi büyük önem taşıyor.