ABD Merkez Bankası (Fed), bu hafta gerçekleştireceği yılın ilk para politikası toplantısında faiz oranlarını sabit tutmaya hazırlanıyor. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), 27-28 Ocak tarihlerinde toparlanacak. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde faizlerde toplam 75 baz puanlık indirim yapan Fed, şimdi ise ABD Başkanı Donald Trump'ın faiz indirme çağrıları ve Başkan Jerome Powell'a yönelik yasal mücadeleler gibi siyasi baskılar altında karar alacak. Ancak Fed'in, ekonomik verileri ve fiyat istikrarı ile maksimum istihdam hedeflerini göz önünde bulundurarak faizleri %3,5-3,75 aralığında tutması bekleniyor.
Ekonomik Göstergeler ve İstihdam Verileri
ABD ekonomisi, son dönemde güçlü bir büyüme performansı sergilese de bazı göstergeler dikkat çekiyor. Enflasyon, Fed'in hedefinin üzerinde kalmaya devam ederken, istihdam artışında bir yavaşlama gözlemleniyor. Aralık ayında tarım dışı sektörlerde istihdam artışı 50 bin kişiyle beklentilerin altında kaldı. Bu durum, 2023 genelindeki toplam istihdam artışının 584 bin kişiye ulaşmasına neden oldu. İşsizlik oranı ise aralıkta %4,5'ten %4,4'e geriledi.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aralık ayında aylık %0,3, yıllık ise %2,7 arttı. Fed'in yakından takip ettiği Çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksi de kasım ayında yıllık %2,8'lik artışla beklentilere paralel seyretti. ABD ekonomisi, geçen yılın üçüncü çeyreğinde %4,4'lük büyüme ile beklentilerin üzerinde bir performans göstererek, 2023'ün üçüncü çeyreğinden bu yana en hızlı büyüme oranına ulaştı.
Başkan Powell'a Yönelik Siyasi Baskılar
Fed Başkanı Jerome Powell, son dönemde siyasi baskıların odağında yer alıyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın, Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili olarak Powell hakkında cezai bir soruşturma başlattığı iddiaları gündeme geldi. Powell, bu soruşturmanın asıl nedeninin Fed'in para politikası kararları olduğunu savunuyor. Kendisinin, görevlerini siyasi baskıdan uzak bir şekilde, yalnızca fiyat istikrarı ve maksimum istihdam hedeflerine odaklanarak yerine getirdiğini vurguluyor.
Analistler, bu soruşturmanın Trump yönetiminin Fed'e faizleri düşürmesi yönündeki baskısının bir uzantısı olduğunu belirtiyor. Bu durum, merkez bankası bağımsızlığına yönelik ciddi endişeleri de beraberinde getiriyor. Eski Fed başkanları ve küresel merkez bankaları da Fed'in bağımsızlığının önemini vurgulayarak bu duruma tepki gösterdi. Bu tartışmalar, sadece ABD piyasaları için değil, küresel finans sistemi için de büyük önem taşıyor.
Yüksek Mahkeme'de Cook Davası ve Trump'ın Beklentileri
ABD Başkanı Trump'ın, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u "mortgage sözleşmelerinde yanlış beyanlarda bulunduğu" gerekçesiyle görevden alma girişimi de hukuki bir sürece dönüştü. Yüksek Mahkeme, bu davada tarafların savunmalarını dinledi. Yargıç Brett Kavanaugh, başkanın tek başına belirlediği "haklı neden" eşiğinin Fed'in bağımsızlığını zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Trump, daha önce de Fed'in faizleri istediği kadar düşürmediğini eleştirmiş ve Powell'a yönelik sert ifadeler kullanmıştı. Powell'ın mayıs ayında dolacak görev süresinin ardından yerine gelecek ismi belirleme sürecinde, Trump'ın piyasalar yükselirken faiz oranlarını düşürecek bir Fed başkanı istediği biliniyor. Bu durum, faiz oranları üzerindeki siyasi baskıyı artırıyor.
Piyasa Analistlerinin Görüşleri
ING Amerika Araştırma Bölgesel Başkanı Padhraic Garvey, istihdamda bir durgunlaşma işaretleri olduğunu ve ekonomideki kırılganlıklara dikkat çekti. Enflasyon verilerinin, tarifelerin fiyatlar üzerindeki etkisinin ilk başta korkulduğu kadar güçlü olmadığını gösterdiğini belirten Garvey, ancak bunun gelecekteki fiyat artışlarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Garvey'in temel görüşü, Fed'in haziran ve eylül toplantılarında faiz indirimine gideceği yönünde. Daha erken bir mart indirimi için enflasyon ve istihdam hedeflerine yönelik ek bir baskı gerektiğini ifade etti. Olası bir mart indiriminin gerçekleşmesi için ocak ve şubat ayı istihdam verilerinde art arda düşüşler görülmesi gerektiğini belirtti. Garvey, yıl içinde iki faiz indirimi daha olacağına inancının devam ettiğini ve para politikasının hala biraz kısıtlayıcı olduğunu, büyüme güçlü olsa da istihdam verilerindeki ivme kaybı riskini göz önünde bulundurarak Fed'in politikayı nötr bir düzeye yaklaştıracağını öngördü. Bu durum, para politikasının geleceği hakkında önemli ipuçları veriyor.
Bu gelişmeler, küresel finans piyasaları ve ekonominin geleceği açısından yakından takip ediliyor. Fed'in alacağı kararlar, sadece ABD ekonomisini değil, dünya genelindeki ekonomik eğilimleri de etkileme potansiyeli taşıyor. ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve siyasi baskılara karşı duruşu, küresel finansal istikrarın korunması açısından kritik önem arz ediyor.