Tunceli'de 6 yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun dosyasında yeni ve kritik bir gelişme yaşandı. Ailenin avukatı, dosyada örtbas girişiminde bulunan bir kişinin itirafta bulunduğunu açıkladı. Bu itiraf, genç kızın kayboluşuna dair yürütülen soruşturmanın seyrini tamamen değiştirebilir.
Kayboluşun Ardından Geçen Yıllar ve Soruşturma Süreci
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayıplara karıştı. Olayın ardından yapılan ilk açıklamalarda, genç kızın intihar etmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruldu. Gülistan Doku'nun kaybolmadan önceki son görüştüğü kişi ise erkek arkadaşı Zeinal A. idi. Zeinal A., olaydan iki yıl sonra gözaltına alınsa da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yıllar süren belirsizliğin ardından, 2024 yılında Tunceli'ye atanan Türkiye'nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, dosyayı yeniden ele aldı. Başsavcı Cansu'nun talimatıyla, olayın tüm yönlerini derinlemesine incelemek üzere özel bir ekip kuruldu. Bu ekip, dosyadaki mevcut delilleri titizlikle gözden geçirerek yeni ipuçları arayışına girdi.
Avukata Gelen İtiraf: Dosyada Örtbas İddiası
Ailenin avukatı Ali Çimen, son günlerde aldıkları bir bilginin soruşturma açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Çimen, "Üçüncü bir kişi, dosyadaki örtbas faaliyetlerine katıldığını ve bu süreçte yaptığı eylemleri detaylı bir şekilde anlattı. Bu kişi, Gülistan Doku dosyasının nasıl manipüle edildiğini ve kimlerin bu iş birliği içinde yer aldığını açıkladı." dedi.
Avukat Çimen, bu itirafın üst düzey bir kamu görevlisinin adını da ortaya çıkardığını vurguladı. "Bu kişi, bahsi geçen üst düzey kamu görevlisiyle birlikte hareket ettiğini ve dosyanın üzerinin örtbas edilmesi için çeşitli işlemler yaptıklarını beyan etti. Bu bilgiler ışığında, Gülistan Doku dosyasının açıkça örtbas edildiği artık tartışmasız bir şekilde ortaya konulmuştur." ifadelerini kullandı.
Ailenin Talebi ve Yeni Deliller
Gülistan Doku'nun ailesi, faillerin bir an önce bulunarak hak ettikleri cezayı almasını talep ediyor. Gülistan'ın ablası Aygül Doku, yaşadıkları süreci şu sözlerle özetledi: "Bize ulaşan çok sayıda kişi var. Hepsi Gülistan'ın başına kötü bir olay geldiğini biliyor. Sadece bu olayın duyulmaması için böyle bir senaryo hazırlandığını söylüyorlar."
Öte yandan, soruşturma kapsamında yeni deliller de dosyaya dahil edildi. Gülistan Doku'nun kaybolduğu gün ve öncesine ait toplam 700 saatlik güvenlik kamerası görüntüleri inceleniyor. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi ve iş yeri kameralarından elde edilen bu görüntüler, başsavcılık ve özel ekip tarafından saniye saniye analiz ediliyor. Bu detaylı incelemenin, Gülistan'ın akıbetini aydınlatmada önemli bir rol oynaması bekleniyor.
Bu gelişmeler, adalet arayışında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Dosyanın örtbas edildiği yönündeki iddiaların doğrulanması, sorumluların hesap vermesini sağlayacaktır. Gülistan Doku'nun ailesi, uzun süredir bekledikleri hukuki süreci tamamlamak için umutla bekliyor.
Bu tür olayların aydınlatılması, toplumda güven duygusunu pekiştirir ve benzer durumların yaşanmasını engellemek adına önemli bir ders niteliği taşır. Gülistan Doku'nun yaşadığı trajedinin tam olarak anlaşılması ve sorumluların cezalandırılması, toplum vicdanını rahatlatacaktır.
Olayın detayları ve soruşturmanın ilerleyişi hakkında daha fazla bilgi için Türkiye'de kadın cinayetleri konusundaki Wikipedia sayfasını inceleyebilirsiniz.
Bu süreçte, hukuk sisteminin işleyişi ve adaletin tecellisi büyük önem taşımaktadır. Gülistan Doku'nun kayboluşu, sadece bir bireyin değil, aynı zamanda toplumsal bir yaranın da göstergesidir.
Ailenin avukatının dile getirdiği iddialar, soruşturma makamlarını daha dikkatli ve şeffaf olmaya teşvik edecektir. Bu tür hassas dosyalarda adaletin gecikmemesi büyük önem taşımaktadır.