İsrail, Lübnan'a yönelik hava ve kara saldırılarını sürdürüyor. Bu saldırıların en büyük yükünü ise siviller çekiyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın 2 Mart'tan bu yana kaydettiği verilere göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 1189'a ulaştı. Yaralı sayısı ise 3427'ye yükseldi. Hayatını kaybedenler arasında 124 çocuk ve 86 kadın bulunuyor. Ayrıca, 51 sağlık çalışanı yaşamını yitirirken, 126 sağlık çalışanı da yaralandı.
Çocuklar En Büyük Mağdurlardan
Birleşmiş Milletler'in (BM) raporlarına göre, saldırıların başlamasından bu yana yaklaşık 370 bin çocuk evlerini terk etmek zorunda kaldı. İsrail ordusunun hem hava saldırıları hem de tahliye emirleri, ülkenin tarihinde görülen en büyük ve en hızlı göç dalgalarından birini tetikledi. UNICEF, her gün ortalama 19 bin çocuğun yerinden edildiğini vurguluyor. Bu durum, çocukların temel ihtiyaçlarına erişimini ve güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Okullar Sığınma Merkezlerine Dönüştü, Eğitim Aksadı
Evlerini terk eden sivillerin büyük çoğunluğu, okullar gibi belirlenen 660'tan fazla geçici sığınma merkezinde barınıyor. Bu durum, eğitim sistemini de olumsuz etkiliyor. Yaklaşık 150 bin çocuğun bu nedenle eğitimden mahrum kaldığı belirtiliyor. Okulların sığınma merkezlerine dönüşmesi, çocukların geleceği için önemli bir kayıp anlamına geliyor.
İnsani Durum Kötüleşiyor
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki köprüleri hedef alması, insani koşulları daha da ağırlaştırdı. Ülkenin güneyinde yaşayan ve geçiş yolları kapanan 150 bin kişiye insani yardımların ulaştırılmasında büyük zorluklar yaşanıyor. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasını imkansız hale getiriyor ve bölgedeki insani krizi derinleştiriyor.
Kara Harekatı ve Tahliye Emirleri
İsrail ordusu, hava saldırılarının yanı sıra Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a karşı bir kara harekatı da başlattı. Ordunun tahliye emri verdiği bölgeler, ülkenin toplam yüzölçümünün yaklaşık %15'ini kapsıyor. Bu geniş çaplı operasyonlar, sivil kayıpların ve yerinden edilmelerin artması riskini beraberinde getiriyor. Bölgedeki çatışmaların Lübnan-İsrail Savaşı (2024)'nın seyrini belirlemesi bekleniyor.
Bu saldırılar, bölgedeki istikrarı tehdit ederken, uluslararası toplumun da acil insani müdahale çağrılarını artırmasına neden oluyor. Sivillerin korunması ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması, en acil öncelikler arasında yer alıyor.