Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve 11. gününe giren çatışmaları sert dille eleştirdi. Bahçeli, "kirli savaşın bilançosunun ağırlaştığını" vurgulayarak, siyaset ve diplomasinin önünün açılması gerektiğini ve Türkiye'nin bu süreçte arabuluculuk misyonu üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Bölgesel Gerilim ve Sivillerin Durumu
Bahçeli, yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, İran'da sivil halkın bombaların hedefi olduğunu ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bölgeyi saran "akıl tutulması"nın masum insanların hayatını kaybettiğini, deniz ve ticaret yollarının tıkandığını ve intikam yeminlerinin yükseldiğini söyledi. Operasyonların bölgeyi ateşe attığını belirten Bahçeli, İran'da çocukların öldürülmesinin bir katliam olduğunu dile getirdi. Oval Ofis'te düzenlenen ayinlerin, dünyanın nasıl bir musibetle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini ve adı konulmamış bir din savaşının başlayıp başlamadığını sorguladı.
Uluslararası Toplumun Tepkisizliği Eleştirildi
Bahçeli, İran'da öldürülen çocukların durumuna küresel bir tepki gösterilmemesini eleştirdi. Eğer öldürülenler çocuklar değil de penguenler olsaydı uluslararası toplumun ayağa kalkıp kalkmayacağını sorguladı. Şii ve Sünni ayrımı yapmadan tüm Müslümanların kardeş olduğunu vurgulayan Bahçeli, uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Bu durum, İslamofobi tartışmalarını da yeniden alevlendirebilecek nitelikteydi.
Türk-Kürt Kardeşliği Vurgusu
Konuşmasında Kürt kardeşlerine de seslenen Bahçeli, onların "kiralık" veya "satılık" olmadığını söyledi. Kürtlerin hiçbir mihrakın piyonu olamayacağını ve paralı askerlik yapmayacağını belirtti. Türk-Kürt kardeşliği üzerinden cephe açmaya çalışanları "düşmanca tutum takınan namertler" olarak nitelendiren Bahçeli, Türk'ün Kürt'ün kardeşi, Kürt'ün de Türk'ün alın yazısı olduğunu ifade etti. Bu söylem, bölgedeki terörizm ve ayrımcılıkla mücadele konusunda önemli bir mesaj niteliği taşıyordu.
Hatay ve Gaziantep'e Düşen Füze Parçaları
Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) bildirdiğine göre, İran'dan ateşlenen balistik bir füze Türk hava sahasında etkisiz hale getirildi. Füzenin bazı parçaları Gaziantep'e düştü ancak olayda can kaybı yaşanmadı. Bu durum üzerine İran büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak izahat istendi. Daha önce de 4 Mart'ta İran'dan ateşlenen ve Irak ile Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesine yönelen bir füze, NATO Hava Savunma Sistemleri tarafından imha edilmişti. O füzenin bir parçası Hatay Dörtyol'a düşmüş, ancak can kaybı veya yaralanma olmamıştı.
"Bir Daha Füze Görmek İstemiyoruz"
Bahçeli, İran'ın özür mahiyetindeki açıklamalarını "tarihi kıymette" bulduğunu ancak 9 Mart'ta Türk hava sahasına giren mühimmatın etkisiz hale getirilmesinin kafasını karıştırdığını belirtti. Her ülkenin aklını başına alması gerektiğini ve Türkiye'nin üzerine kumar oynanacak bir ülke olmadığını söyledi. Kasti bir tavır olmadığına inanmak istediğini ifade eden Bahçeli, bir daha hava sahasında yolunu kaybetmiş bir füze görmek istemediğini ve bu durumun tüm dünya tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı. Bu uyarı, savunma sanayii ve ulusal güvenlik açısından kritik bir öneme sahipti.
ABD-İsrail Saldırıları ve İran'ın Karşılığı
İsrail ve ABD'nin, Tahran ile Washington yönetimleri arasındaki müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattığı belirtildi. İran'ın ise İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi ülkelere saldırılarla karşılık verdiği ifade edildi. ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği ve İranlı yetkililere göre toplamda 1332 kişinin öldüğü bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışını engellemesi halinde ABD'nin İran'a şimdiye kadarki saldırılardan "20 kat daha sert" karşılık vereceği yönündeki tehdidi de konuşmada yer aldı. Bu durum, küresel enerji piyasaları ve jeopolitik dengeler açısından büyük önem taşıyor.