İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, 6 Şubat depremleri sonrasında kaçırıldığı iddia edilen bir Türk çocuğunun Hollanda'da bulunduğu yönündeki sosyal medya paylaşımlarını kesin bir dille yalanladı. Merkez, bu tür asılsız iddiaların toplumsal hassasiyetleri hedef aldığını belirtti.
Hollanda'daki Çocuk İddiası Gerçeği Yansıtmıyor
Sosyal medyada hızla yayılan bir iddia, 6 Şubat depremleri sırasında kaybolduğu öne sürülen bir Türk çocuğunun Hollanda'da bulunduğunu öne sürüyordu. Ancak İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu bilginin tamamen asılsız olduğunu duyurdu. Yapılan açıklamada, bulunan çocuğun bir Türk vatandaşı olmadığı vurgulandı. Daha önce de dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'ın Hollanda makamlarıyla kurulan temaslar sonucunda bu bilgiyi teyit ettiği hatırlatıldı. Merkez, kamuoyunu toplumsal hassasiyetleri sömüren bu tür asılsız içeriklere itibar etmemesi konusunda uyardı.
Çocuk İstismarı Videosu Hakkında Açıklama
Aynı zamanda, sosyal medyada büyük yankı uyandıran bir başka video hakkında da açıklama yapıldı. Videoda, istismara uğradığı ve şiddet gördüğü iddia edilen bir çocuğun "Özür dilerim Arthur" dediği öne sürülüyordu. İletişim Başkanlığı, bu iddianın da gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yapılan açıklamada, söz konusu görüntülerin Türkiye veya bir Türk çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı ifade edildi. Bu tür yanıltıcı paylaşımların kasıtlı bir dezenformasyon girişimi olduğu vurgulandı.
Görüntülerin Kaynağı ve Bağlamı
İletişim Başkanlığı, "İşkence gören Türk çocuk ‘özür dilerim Arthur’ diyor" başlığıyla paylaşılan görüntülerin aslında Ocak 2021'de Brezilya basınında yer alan eski bir olaya ait olduğunu açıkladı. Brezilya'daki haberlere göre, olayın Mato Grosso do Sul eyaletinde bir babanın çocuğuna yönelik şiddet uyguladığı bir vaka olduğu belirtildi. Çocuğun Portekizce konuşması da bu durumu destekliyor. Bu görüntülerin Türkiye ile hiçbir bağlantısı bulunmadığı ve daha önce de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanlandığı hatırlatıldı. Eski ve bağlamından koparılmış görüntülerin yeniden dolaşıma sokulmasının kasıtlı bir dezenformasyon olduğunu belirten Başkanlık, bu tür asılsız iddialara karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu. Bu tür olaylar, dezenformasyonun ne kadar yaygın ve tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor. Özellikle hassas konular üzerinden yapılan bu tür manipülasyonlar, toplumda gereksiz paniğe ve yanlış bilgilendirmeye yol açabiliyor. Bu nedenle, bilgilerin doğruluğunu teyit etmek büyük önem taşıyor. Dezenformasyonla mücadele konusunda daha fazla bilgi için Wikipedia'yı inceleyebilirsiniz.