Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (UAB), bazı sosyal medya platformlarında yer alan ve Kandilli Rasathanesi'nin İstanbul'daki jeomanyetik istasyonunun kapatıldığına dair çıkan iddiaları kesin bir dille yalanladı. Bakanlık, bu tür spekülatif haberlerin kamuoyunda korku ve panik yaratma amacı taşıdığını belirtti. Yapılan açıklamada, söz konusu durumun bir kapatma olmadığı, aksine teknik bir modernizasyon ve yer değişikliği olduğu vurgulandı.
Teknik Bir Modernizasyon Süreci
Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmede, İstanbul'da artan manyetik gürültü ve kirlilik seviyesinin, uluslararası ölçüm standartlarının korunmasını zorlaştırdığı ifade edildi. Bu nedenle, jeomanyetik ölçümlerin daha izole ve uygun bir alan olan İznik İstasyonu'na aktarılmasına karar verildiği belirtildi. Bu işlemin, bir kapatma değil, ölçüm kalitesini artırmaya yönelik bir adım olduğu vurgulandı.
Veri Akışında Kesinti Olmadı
UAB, jeomanyetik veri akışında herhangi bir kesinti yaşanmadığının altını çizdi. Geçiş süreci boyunca, İstanbul-Kandilli (ISK) ve İznik (IZN) istasyonlarının bir süre eş zamanlı olarak çalıştırıldığı aktarıldı. Bu durum, veri sürekliliğinin sağlanması ve herhangi bir aksaklığın önlenmesi amacıyla atılmış bir adımdı. Bu sayede, kesintisiz veri akışı güvence altına alındı.
Deprem Tahminleri ve Jeomanyetik Veriler
Haberde ayrıca, jeomanyetik verilerin tek başına deprem tahmini için yeterli olmadığına dair bilimsel gerçekler de hatırlatıldı. Jeomanyetik verilerin, depremin yerini, zamanını veya büyüklüğünü önceden belirlemeye yeterli olmadığı belirtildi. Bu yöndeki iddiaların bilimsel bir dayanağının bulunmadığı vurgulandı. Deprem tahminleri konusunda daha kapsamlı ve çok yönlü bilimsel çalışmaların yürütüldüğü bilinmektedir. Bu konuda daha fazla bilgi için deprem tahmini üzerine yapılan çalışmaları inceleyebilirsiniz.
Kamuoyuna Çağrı
Bakanlık, kamuoyunu spekülasyon içeren ve korku yayan paylaşımlara itibar etmemeye çağırdı. Bilimsel olmayan ve panik yaratan bilgilere karşı dikkatli olunması gerektiği belirtildi. Bu tür iddiaların, bilimsel gerçeklerden uzak olduğu ve toplumsal huzuru bozmaya yönelik olduğu ifade edildi. Güvenilir bilgi kaynaklarına başvurulması büyük önem taşımaktadır.