Suriye'deki Anlaşma Türkiye'nin Beklentileriyle Örtüşüyor: PKK Uzantıları ve DEAŞ Kampları Masada

Suriye'deki Anlaşma Türkiye'nin Beklentileriyle Örtüşüyor: PKK Uzantıları ve DEAŞ Kampları Masada

Suriye hükümetinin, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan SDG ile imzaladığı 14 maddelik anlaşma, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği taleplerle önemli ölçüde örtüşüyor. Anlaşmanın en dikkat çekici maddeleri arasında, SDG bünyesindeki PKK bağlantılı unsurların ülke dışına çıkarılması ve DEAŞ kamplarındaki teröristlerin durumu yer alıyor. Bu gelişmeler, bölgesel istikrar ve Türkiye'nin güvenlik açısından kritik önem taşıyor.

PKK Kadrolarının Ülke Dışına Çıkarılması Talebi

Anlaşmanın temel taşlarından biri, SDG içindeki PKK bağlantılı kadroların tasfiyesi. Türkiye, bu konudaki kararlılığını 2024 yılı boyunca net bir şekilde ortaya koydu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 14 Aralık 2024'te yaptığı bir açıklamada, PKK kadrolarının Suriye'den çıkarılmasını açıkça talep etti. Fidan, bu sürecin aşamalı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak, ilk etapta Suriyeli olmayan uluslararası terörist savaşçıların ülkeyi terk etmesi gerektiğini belirtti. Ardından, Türkiye, İran, Irak ve Avrupa'dan gelen PKK kadrolarının da ayrılması gerektiğini ekledi. İkinci aşamada ise YPG'nin tüm komuta kademesinin, Suriyeli olanların dahi ülkeyi terk etmesi öngörülüyor. Son olarak, PKK'lı olmayan kadroların yeni yönetimle entegre olarak silahlarını bırakıp normal hayata dönmeleri hedefleniyor.

Anlaşmanın İlgili Maddeleri

Bu talepler, Suriye hükümeti ile yapılan anlaşmanın maddelerine de yansıdı. Anlaşmanın beşinci maddesi, SDG askeri ve güvenlik personelinin güvenlik soruşturmalarının ardından Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine entegrasyonunu öngörüyor. Bu entegrasyon, askeri rütbe, mali haklar ve lojistik imkanları da kapsıyor. Daha da önemlisi, anlaşmanın on ikinci maddesi, bölgedeki PKK'lı teröristler ve yönetici kadrosunun ülke dışına çıkarılmasını taahhüt ediyor. Bu madde, "SDG’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışında bulunan Suriye vatandaşı olmayan PKK lider ve mensuplarının tamamını bölge dışına çıkarmayı taahhüt etmesi, böylece egemenlik ve bölgesel istikrarın sağlanması" ifadesini içeriyor.

DEAŞ Kampları ve Avrupa'nın Sorumluluğu

Anlaşmada yer alan bir diğer önemli konu, Türkiye'nin de gündeme getirdiği DEAŞ kamplarındaki teröristlerin durumu. Bu kamplar, ABD gözetiminde tutuluyordu ve ABD'nin Suriye'deki askeri varlığının gerekçelerinden biri olarak gösteriliyordu. Dışişleri Bakanı Fidan, 12 Aralık 2024'te yaptığı bir açıklamada, Batılı ülkelerin DEAŞ'lı unsurlarını kendi vatanlarına getirmemek için başka terörist örgütleri kullandığını ve bunun Türkiye'ye yüklediği maliyeti göz ardı ettiğini belirtti. Fidan, Avrupalı devletlerin kendi DEAŞ unsurlarını alıp götürmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, DEAŞ kamplarındaki kadın ve çocukların durumuna dikkat çekerek, Irak ve Suriye'nin bu konuda bir çözüm geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Anlaşmaya göre, kampların kontrolü Suriye hükümeti tarafından yapılacak. Bu durum, Avrupa ülkelerinin vatandaşlıkları bulunan DEAŞ'lı teröristleri kendi ülkelerine kabul etmeleri yönünde bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kampların Tasfiyesi ve Avrupa Vatandaşları

Kamplarda bulunan DEAŞ elemanlarının yanı sıra aileleri de yer alıyor. Bu teröristlerin bir kısmının Avrupa ülkeleri vatandaşları olması, bu ülkelerin sorumluluk alması gerektiğini gösteriyor. Avrupa'nın YPG tarafından sürekli şantaja maruz kalmasının akıl tutulması olduğunu belirten Fidan, DEAŞ'la mücadelenin aslında DEAŞ tutuklularına gardiyanlık yapmak anlamına geldiğini ifade etti. Bu durum, uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. DEAŞ ile mücadele, hem kampların hem de cezaevlerindeki tutukluların durumu açısından hassasiyet gerektiriyor.

Kobani'deki PKK Varlığı ve Sınır Güvenliği

SDG'nin Suriye hükümetiyle yaptığı anlaşma, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından kritik öneme sahip olan Kobani (Ayn El Arap) kentini de kapsıyor. Anlaşmaya göre, Kobani'deki ağır askeri varlık kaldırılacak. Güvenlik, şehir sakinlerinden oluşturulacak bir güç tarafından sağlanacak ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı yerel polis gücü muhafaza edilecek. Bu madde, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği endişeleri gidermeye yönelik bir adım olarak görülüyor. Kobani olayları, Türkiye için önemli güvenlik ve ekonomik sorunlar yaratmıştı. 6-8 Ekim 2014'te yaşanan ve 2 polisin şehit olduğu, 35 kişinin yaşamını yitirdiği şiddet olayları, terör örgütü YPG/PKK yandaşlarının Kobani bahanesiyle gerçekleştirdiği eylemlerdi. Bu olaylar, Türkiye'nin sınır güvenliği ve iç huzuru açısından derin izler bıraktı.

6-8 Ekim Olayları ve Sonrası

Suriye'deki iç savaşın başlamasıyla terör örgütü için bir fırsat doğdu. DEAŞ'ın saldırıları sonrası PKK'nın Suriye kolu YPG, Rojava olarak adlandırılan bölgede sözde kantonlar oluşturdu. DEAŞ'ın saldırıları sonrası gerilim Türkiye'ye sıçradı. HDP'nin 6 Ekim'de ülke çapında sokak eylemi çağrısı yapmasıyla başlayan olaylar, büyük bir şiddete dönüştü. Bu eylemlerde okullar, bankalar zarar gördü ve çatışmalar yaşandı. Olaylarda 2 polis şehit oldu, 35 kişi hayatını kaybetti. Yasin Börü ve üç arkadaşı gibi masum siviller de hayatını kaybedenler arasındaydı. Bu olayların ardından Kobani'de büyük bir silahlı grup oluşturan örgüt, bölgeyi uzun süre kontrolü altında tuttu.

Örgüt Yöneticilerinin Tasfiyesi ve Gelecek Perspektifi

Suriye'deki PKK varlığı içinde örgütün üst düzey yöneticilerinin de bulunması, Türkiye'nin taleplerinin önemini artırıyor. Bu isimlerin Suriye dışına çıkarılması için Türkiye'nin de dahil olduğu kapsamlı bir planın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Silahlı eyleme karışmamış örgüt elemanları ile doğrudan örgüt yönetiminde yer alan isimlerin ayrıştırılarak Suriye dışına çıkarılması için ayrıntılı görüşme ve çalışmaların yapılması öngörülüyor. Bu süreç, Suriye'deki siyasi çözüm sürecini de etkileyecek nitelikte. Anlaşmanın, bölgedeki terör unsurlarının temizlenmesi ve Suriye'nin egemenliğinin yeniden tesisi açısından önemli bir adım olduğu düşünülüyor. Bu gelişmelerin, Türkiye'nin dış politika hedefleriyle uyumlu olduğu ve bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlayacağı öngörülüyor.

Editör Notu: Suriye'deki son anlaşma, Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığını ve bölgesel güvenlik vizyonunu yansıtıyor. PKK uzantılarının tasfiyesi ve DEAŞ kamplarının kontrolünün sağlanması gibi kritik maddeler, uzun vadeli istikrar için umut veriyor.